akmak

akmak, I, 15. 96, 168, 343, 377; I I, 19, 45, 128, 228; III, 3, 39, 127, 159, 325. 398

Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini. 2009.

Look at other dictionaries:

  • akmak — den, ar 1) Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış. S. F. Abasıyanık 2) Bu gibi maddeler aşağıya, yere düşmek Üstünden sular akıyor. 3) Sıvı bir madde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sel gibi akmak — 1) sıvılar için bol ve gür akmak Durmaz akar gözüm yaşı sel gibi. Âşık Veysel 2) zaman çabuk ve hızla geçmek 3) insanlar kalabalık bir yığın hâlinde gitmek, yürümek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kan dere gibi akmak — vücudun bir yerinden çok kan akmak veya bir savaşta çok kişi yaralanarak ölmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kibarlık akmak — tkz. (üstünden veya paçalarından) aşırı derecede kibar davranmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • oluk gibi akmak — çok bol ve arası kesilmeden gelmek Para oluk gibi akıyordu Nahit e. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yıldız akmak (veya kaymak veya uçmak) — yıldız gökyüzünde hızla yer değiştirmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • paçalarından akmak — pislik ve kir çok olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pislik parmağından (veya paçalarından) akmak — çok kirli olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kan akmak — 1) savaş, çatışma, dövüş olmak 2) ölmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • üstünden başından akmak — durumu çok anlaşılan Üstünden başından itina akan bir yolcudan yol sorulabilir mi? S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.